17 Ekim 2013 Perşembe

modern zamanlar..

Kül tablasına süngerine dek çektiği izmariti bastırdı; bu içtiğim son sigaraydı diye söyledi içinden. Radyoda ADELE’den bir şey çalıyordu. Neden sonra saate takıldı gözleri, aşağı inip kediler için kaba su koymalıydı, yapmadı. “yapmadı” diye yazarken henüz ânın içindeydi, ama oralı olmadan yine de geçmiş zaman eki koydu yükleme. Dİ-li geçmiş zaman kipimi demeliydi yoksa? Okul yıllarında cümleleri ne de güzel öğelerine ayırırdı oysa… Grip olmak için uygunsuz bir mevsimdi ama işte hastalık geliyorum diye hissettirmeye başlamıştı. Hani fena olmayacaktı sanki hiç değilse odasında saatlerce geçirdiği o devinimsiz durumuna makul bir kılıf olacaktı bu. Gece ve Müzik programı başlamış Radyo3’te sabah yediye dek sürecekmiş. Radyo3 bile çok geldi size ne diyeyim. İnsanın yaşam sevincine rehin konulabilirmiş meğerse. Gülüşümü kaybettim hükümsüzdür. Modern Zamanlar’da ne çok şey anlatıyordu Şarlo, nerden çıktı demeyin şimdi bir filminde geçen konçertoyu çaldı sunucu. Yok, DJ değil, bu fm’de program yapımcısı diyoruz biz. TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE’DE GİDER. Tamam, tamam biliyorum. Bende hunharca katlediyorum dilimizi, hani bu yazıya baksanız bile onlarca örneğini yüzüme vurursunuz farkındayım ama… en azından imtina etmeye çalışıyorum işte. Marienne Cotilard hoş hatun gerçekten ama Jeux Defiant filminde canlandırdığı bipolar kişilik bozukluğu karakter sinir etmişti beni. (Alter ego ne lan? Ondan mı karşı cinsten alaka duyduğumuz kişiler hep sorunlu tiplerdir.) Peki, bu nereden çıktı şimdi derseniz İNCEPTİON’u seyretmiştim geçen, araya sıkıştırayım dedim. Hem uykum neyim geldi gene belki gece rüyama falan girer. Dur! Bir de şu tekerlemeyi ekleyelim de biraz cümbüş kopsun bilinçaltında. “Biirr ki fredy geldi,üüçç dört kapını örtt..beeşş altı kapımı çaldııı..” DAVA’yı tekrar okumaya başladım, sizde okuyun. Öyle ya,geçenlerde onun bile tasavvur edemeyeceği sözüm ona bir dava noktalandı ülkemizde. Antonhy Perkins’ın başrolünde oynadığı bir sinema uyarlaması da var, netim olsa da izlesem. Gerçi Perkins dimağa psycho diye yer etmişken K ile özdeşim kurmak hayli güç olacak. He! Sanırsam orson welles amcada çekti aynından ama o da othello yahu… Galiba çaktırmadan bari siz izleyiverin mesajı veriyorum alttan alttan. Subleminal mesajlar havada uçuştu bu yazıda yahu.

Ne diyorduk, kül tablasını yaladı ve ardından aşağı inip bir kap su… Kabı götürmüşler gene anasını satayım. Hayır, bu şehirde yıldız falanda kaymıyor ama yine sen kazandın İstanbul, sen kazandın ben kaybettim. Uyumak hiç bu kadar tatlı gelmemişti doğrusu, şaka bir yana düş falanda görmüyorum ne zamandır. Öyleyse hadi ben yattımmm. Büyük ihtimal bu yazıda taslaklarda yerini alacak ya… du bakalım. Işınbayeva’nın spor hayatını noktaladığını söylemiş miydim? Ya, hani şu ciritle atlayan Rus hatun. Sharapova halt etmiş yanında. Ulan farkında olmadan cotillard’ın yanına birkaç isim daha ekledik ya hadi hayırlısı :) yalnız asıl şeyden bahsetmek lazımdı ya şeyy hani şey……zzzzzzzzzzzz!

Hiç yorum yok: